E_C_R_!_N & By_TrojenX

24/2/2008 - Cinsel İlişkide Ağrı-Acı

Kategori: CiNSEL BiLGiLER

Cinsel İlişkide Ağrı-Acı

Cinsel ilişki sırasında ağrı ve veya acı duyulmasına veya rahatsızlık duymaya tıbbi olarak disparoni adı verilir. Bu ağrı veya acıma vajene giriş sırasında veya girdikten sonra veya penisin hareketi ile vajen girişinde, vajina içinde veya karın içinde hissedilebilir.
Şikayet acıma, yanma, ağrı, karın içinde ağrı, basınç hissi, yırtılma gibi bir his veya rahatsızlık duyma şeklinde olabilir.Bu şikayetin nedeni iki tanedir.

1-Bedensel bir nedenden (organik) dolayı olabileceği gibi
2-Psikolojik nedenlerden dolayı da olabilir.

Şikayetler ilk cinsel ilişki ile başlayabileceği gibi, daha önce rahat ve zevkli ilişki yaşamış bayanlarda bile daha sonradan ortaya da çıkabilir veya ara ara da tekrarlayıp kaybolabilir, koşullara göre değişebilir.
Hangi nedenden dolayı oluştuğu çok çok önemlidir, çünkü tedavi bunun tespitinden sonra nedene yönelik yapılacaktır ve tedavide nasıl bir yol izleneceği ancak muayene ile anlaşılır.

Bedensel nedenler nelerdir?
-kızlık zarıyla ilgili sorunlar (zarın kalın olması gibi )
-vajinada ki darlıkların, kitlelerin yarattığı sorunlar
-vajinadaki kuruluğa
-ilişki öncesi ıslanamamaya bağlı şikayet olabilir.

Bu bazı enfeksiyonlar sonucu orada ıslanmayı sağlayan bezlerin yapısının bozulmasından, veya yaşlılığa bağlı olarak veya kullanılan bazı ilaçlardan veya bazı tedavilerden veya bazen çok nadir doğuştan olabilir.
-vajinal enfeksiyonların bazıları normalde bile yanma ve kaşıntı yaparlar ki bunlar ilişkide daha fazla sıkıntı yaratabilirler
-herpes virusleride aktif olduklarında ilişkide ağrı,yanma, acıma yaparlar-bazen normal doğum sırasında vajende veya rahmi tutan bazı bağlarda meydana gelen harabiyetde daha sonra ilişkide şikayete sebep olabilir
-yaşlılığa bağlı vajende esnekliğin azalmasıda acı sebebi olabilir, özellikle menopozdan sonra bu tip şikayetler olabilmektedir, dokular esnekliklerini yitirdiklerinden cinsel ilişki tahrişe ve ağrıya neden olabilir.
- zor doğumlardan sonra yırtılma olduğunda veya doktor tarafında epizyotomi dediğimiz yöntemle doğuma yardım edildiğinde fazla dikiş veya iyileşmesi esnasında enfeksiyon olduğunda dikiş yerleri genelde sertleşerek ve yükselerek iyileşirler (nedbe oluşumu) ve bu nedbeler ilişkide ağrı duyulmasına neden olur.
-allerjik nedenler; prezervatife, eşinin spermine, kullanılan jele veya diğer alerjik nedenlerden dolayı oluşur
-karın içindeki kitleler,enfeksiyonlar
-rahimdeki kitleler
-endometriyozis denilen birhastalık sonucu oluşan yapışıklıklar
-geçirilmiş bazı karın içi ameliaytların sonucu oluşan yapışıklıkların yarattığı şikayetler
-leğen kemiği ( pelvis) kırıkları
-idrar yollarındaki enfeksiyon ve diğer problemler
-çok nadir bazı barsak hastalıkları (Crohn hastalığı-Divertikülit)
-bazen kabızlık-erkeğin organının normalden büyük olması ve diğer bazı nedenler

Psikolojik Nedenler Nelerdir ?
Psikolojik nedenlerde genelde kadın duyduğu huzursuzluğu acı olarak tanımlamaktadır
-gebe kalma kaygısı
-nedensiz suçluluk duygusu ve ilişkiden kaçmak için kendine haklı sebep yaratma
-ilişkide normalde kişiye zevk veren basınç hissini yanlış tanımlayıp acı olarak nitelendirmek
-çeşitli korkular
-fobik reaksiyonlar
-partneri sevmemek, başka birini sevmek
-partnerle uyumsuzluk
-taciz, tecavüz gibi olayların yaşanmış olması
-ilk ilişkide çok can acıması ve bunun korkusunun yerleşmesi
-ilişkiye girememe nedeni korku olan yani vajinismuslu kadınlarda bu korkunun acı olarak ifade edilmesi

Tedavi;
Tedavi muayene ve gerekiyorsa yapılan test sonuçlarında bulunan nedenin giderilmesi olarak yapılacaktır. Tedavi bazen sadece bedensel,bazen sadece psikolojik bazen de hem psikolojik hem de bedensel olarak yapılır. Psikolojik olaylarda ise altta yatan sebep olan olayın çözülmesine bağlıdır. Tedavide başarı oranı yüksektir.
Tedavi için; kadın doğum uzmanlarına baş vurabilirsiniz.

Böyle bir probleminiz varsa;
Şunu bilmelisiniz ki ilişkide acı hissi kadını cinsellikten soğutur, psikolojik problemler yaratır, kendine saygısını kaybetmesine neden olabilir, kendini yetersiz veya anormal görebilir. Partneri ile arasında soğukluk olur, genelde erkek canı yanan bir kadınla sevişmek istemez, zamanla çiftler arasında saygı kaybı yaşanır, suçlama ve aldatmalar yaşanabilir. Bunları kendinize ve karşınızdakine yaşatmamak, hayatımızın merkezlerinden, kadınla erkeğin en önemli kontağı olan, vazgeçilmez olan cinsellikte, daha güzel, mutlu, uyumlu bir cinsel ilişkiye kavuşmak, partnerinizle daha yakın olmak, kendinize saygı duymak istiyorsanız çekinmeden tedaviye gitmelisiniz.

sağlıklı insan = mutluinsan
Dr. Cenk Kiper

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/2/2008 - Kadın Orgazmı Nedir?

Kategori: CiNSEL BiLGiLER

Kadın Orgazmı Nedir?

İki türlü orgazm vardır.
Bir tanesi klitoral orgazm diğeri vaginal orgazm klitoral orgazmla, vaginal yoldan orgazma ulaşabiliyorlar.
Klitoral orgazmın vaginal orgazımdan farkı, klitoral orgazm temas öncesi sırf klitoristin masajıyla elde edilen bir orgazmdır.
Halbuki vaginal orgazm temas sonucu ortaya çıkan bir orgazmdır. Bu çok daha zor elde edilen bir orgazmdır.
Kadınların en büyük sorunu da zaten vaginal orgazma ulaşamamaktır ama bu zaten çok tabii bir olaydır ve çok da üzerinde durmamak lazımdır.
Yani öyle veya böyle bir yoldan orgazma ulaşılabiliyorsa sorun yoktur.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/2/2008 - Cinsellikte 5 Altın Kural

Kategori: CiNSEL BiLGiLER

Cinsellikte 5 Altın Kural


Anadolu Sağlık Merkezi’nden Psikolog Aslıhan Kurt’un önerileri:
1. Karşılıklı istek:
Cinsel ilişki için her iki tarafın da istekli ve gönüllü olması; bunun yanında aktivitenin herhangi bir yerinde durdurabilme ve sonlandırabilme özgürlüğünün bulunması gerekiyor.
2. Eşitlik:
Kişisel güç algısı anlamında, eşinizle eşit durumda olduğunuz gerçeğini kabul etmek önemli. Performans açısından bir taraf kendini güçsüz ya da yetersiz hissediyorsa, bu cinsel ilişkinin kalitesini olumsuz etkiler.
3. Saygı:
Kendinize ve eşinize saygı duymak ilişkiyi etkiler.
4. Karşılıklı güven:
Oldukça hassas olan bu aktivitenin karşılıklı güven oluşmadan yapılması, taraflar arasında hoş olmayan duygular yaratabilir.
5. Korunma:
Cinselliğin kalitesini etkileyen unsurlardan biri de istenmeyen gebelikten, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyan bir ortamın yaratılmasıdır.
Bade Gürleyen / Tempo
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/2/2008 - Kadın Her Yaşta Aktif Olmalı

Kategori: CiNSEL BiLGiLER

Kadın Her Yaşta Aktif Olmalı


Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD)’ın düzenlediği toplantıda, yaşlılıkta kadın cinselliği ve cinsel mutluluğu etkileyen faktörler masaya yatırıldı. Kadınların, ‘yaşlandım, sarktım, şişmanladım’ diyerek cinsel ilişkiden uzaklaşmasının, yaşla birlikte kuruyan ve atrofiye uğrayan cinsel organların işlevini iyice azalttığını, bunun da cinsel mutsuzluk anlamına geldiğini söyleyen uzmanlara göre boşanmalar en çok 50 ile 55 yaşları arasında gerçekleşiyor.
Türkiye Menopoz ve Osteoporoz Derneği Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Ertüngealp, Türkiye’de menopoz yaşının 48, yaşlılık için limitin ise 65 olduğunu söyleyerek menopozun cinsellikte önemli rol oynadığını söyledi.
Prof. Ertüngealp, “Menopoz sonrası en önemli olay kilo almaktır, insülün rezistansı arttığı için eskisi kadar yense bile daha çok basen bölgesinden kilo alınır ve armut tipine dönüşülür. İkincisi ciltteki bozukluklardır, bu bozulma sadece yüzü değil bütün vücut ve vajeni etkiler” dedi.

VAJİNADAKİ KURULUK VE ATROFİ CİNSELLİĞİ ETKİLİYOR

Prof. Ertüngealp, “Östrojen eksikliğinde, vajina epiteli en çabuk kaybedilen yapıdır, üriner sistemle beraber vajina epitelindeki reseptörlerin azalmasıyla PH, yani asit baz dengesi değişir, vajinanın kurur ve atrofiye uğrar. Bunun birinci sonucu kadının kendisini anneanne olarak yani yaşlı görmesi, ikincisi cinsel ilişki sıklığı azaldığı için organın kullanımı da azalır ve atrofi olduğu için de acılar başlar” şeklinde konuştu.

BOŞANMALAR EN ÇOK 50-55 YAŞLARINDA OLUYOR

Menopoz döneminde kadınların yüzde 36’sında cinsellikle ilgili sorun gözlendiğini belirten Prof. Ertüngealp’e göre önlem alınmazsa cinsel mutsuzluk başlıyor ve bu durum, boşanmaların daha çok 50 ile 55 yaş arasında olmasını açıklıyor:“Vajendeki değişiklikler ve acı kadını seksten kaçmaya ve cinsellikten soğumaya iter. Bu nedenle yaşam kalitesini yüksek tutmak için ciltle mücadele ediyor, spor yaptırıyor, kilo alımını önlüyor ve kişiye özel hormon tedavileri uyguluyoruz.”

YAŞLI KADIN DEĞİL, YAŞINI ALAN KADIN

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Cinsel Tedaviler Programı Başkanı Prof. Dr. Arşaluys Kayır ise yaşlılığın da cinselliğin de aniden çıkmadığını, bunun bir değişim ve yılların birikimi olduğunu söyleyerek, “Bu dönemi yaşlı kadın değil, yaşını alan kadın diye nitelendiriyorum. Bu dönem bilgiler, anılar ve tatlarla ilgili bir birikimdir ve gençlik ile orta yaşta oluşmaya başlayan bu birikim yaşlılıkta kullanılır” şeklinde konuştu.

YAŞLILARIN YÜZDE 70’İ DUYGUSALLIKTAN HOŞLANIYOR

Araştırmalara göre, yaşlıların yüzde 70’i fiziksel yakınlıktan ve duygusallıktan hoşlanıyor. Cinsel birleşme olmadan dokunma ve okşanmaktan hoşlanma oranı kadınlarda yüzde 64, erkeklerde ise yüzde 82. Prof. Kayır’ın sözleri de bu sonuçları destekliyor:“Yaşlılıkta erkekte de değişiklik oluyor, heyecanlar duruluyor ve ilişkilerde hız düşüyor. Bunlara bir de kadının, ‘yaşlandım, sarktım, şişmanladım’ diye düşüncelerinin eklenmemesi gerek. Belli noktalara takılıp kalırmamalı, iki tarafın da bedenlerinin sadece belli noktalarıyla değil bütünüyle ilgilenilmeli. Fizyolojik değişimler olabilir ama sadece bunları önemsememek gerekir, ruhsal ve duygusal ilişkinin boyutu da cinsellikte çok önemli.”

İŞLEYEN DEMİR IŞILDAR

“Kadınlar cinsellik açısından en yüksek noktaya 30’lu yaşlarda ulaşır, cinsel ilişkinin orgazm ile sonlanması gerekir, oral seks daha çok gençler içindir” gibi cinsel mitlerin, 50 yaşından sonra hekime başvurmayı engellediğini ifade eden Prof. Kayır, “sönük bir cinsel yaşam, kadının mutsuz olduğu anlamını taşımasa da cinsellik insana iyi gelir ve unutulmamalıdır ki işleyen demir ışıldar, yani kadın her yaşta aktif olmalı. Coşkusu adına cinselliği yaşamalı, bunu da sadece orgazm olarak nitelendirmek doğru değil. Birisinin onu cinsel olarak çekici bulduğunu düşünmek, kadının psikolojisi üzerinde olumlu etki yapar” dedi.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/2/2008 - Yatak Odasında TV mi, Seks mi?

Kategori: CiNSEL BiLGiLER

Yatak Odasında TV mi, Seks mi?


Diziler, maçlar, derken farklı odalar, farklı televizyonlar ve yatak odasına giren ekranlar gerçekten insanlara seksi unutturuyor mu? Yoksa bütün bunlar modern bahaneler mi?
Bu konuyu iki ünlü psikiyatrist, Prof. Dr. Ahmet Çelikkol ve ilişki psikiyatristi Doç. Dr. Armağan Samancı değerlendirdi..

Prof. Dr. Ahmet Çelikkol: Televizyonun seks hayatını etkilediğini düşünenler bence başka bahane bulsun. Benim de yatak odamda televizyon var, ben de televizyon seyrediyorum ama ilişkim gayet sağlam.

Televizyon sizce sekse darbe midir?
Hayır, neden olsun ki... "Televizyon seyretmekten sekse vakit bulamıyoruz," diye yakınan çiftler aslında kendilerine bahane üretiyordur. Bu sorunu çözerseniz onlar başka bahane bulur. Bu çiftler en kötüsünden "Yorgunum, başım ağrıyor," der.

Çiftler arasındaki ilişki televizyonla zedeleniyorsa aslında o ilişki bitmiş midir?
Bir oranda ilişki zedelenebilir ama bitirme noktasına taşınmaz. Biterse, neden televizyon değildir. Televizyon sadece gösterilen nedendir. Gerçek neden başkadır ve hatta bu kadar yüzeysel bir neden kullanıldığına göre, asıl neden çok daha derindedir.

"Yatak odasından televizyonu çıkarın," önerisinde bulunduğunuz çiftler oluyor mu?
Hiç olmadı diyebilirim. Şahsen benim yatak odamda var, ben hiçbir sorunla karşılaşmadım. Ama durum çaresizse elbette önerebilirim.

Kadınlar televizyonu rakip olarak görüyorsa ne yapmalı?
Bir çiftin birlikteliği; fikir olarak, davranışlarda, duygularda anlaşma demektir. Bunun için karşılıklı taviz vermeniz gerekebilir. Kerevizi çok seviyorsunuz ama partneriniz kokusuna bile tahammül edemiyor, o zaman evde kereviz yemekten vazgeçeceksiniz. Partneriniz televizyon istemiyorsa ve bunda ısrarlıysa, zaten yapacağınız başka şey kalmamış demektir.

Erkekler, televizyon dizilerinin seks hayatlarını yıprattığını anladığında ne yapmalı?
Eğer erkek, TV dizilerinin cinsel hayatını yıprattığını düşünüyorsa, bir yolunu bulup engellemeli. Kişisel önerim, iyi bir-iki program hariç, dizi izlemeyi bırakmaları.

Televizyona rağmen aile ilişkileri nasıl sağlamlaştırılır?
Televizyon izlemede aşırıya kaçmamanın, hele hele sürekli dizi izlememenin yolu aranmalıdır. Televizyon yerine geçebilecek başka birçok enstrüman bulunabilir. Mesela isteyen, salonda, oturma odasında televizyon izler, tatmin olunca yatak odasına gelir. Yatak odasına müzik getirilebilir. Burada kitap da okunabilir, sohbet de edilebilir.

Doç. Dr. Armağan Samancı: Televizyon ilişkileri bozuyor, bu da direkt seks hayatını etkiliyor. Yatak odasına televizyonu sokmak yabancı birini özel odanıza davet etmekten farksızdır.

Televizyon sizce sekse darbe midir?
Televizyonun ilişkileri bozan bir yapısı var. Duygusal olarak çiftlerin birbirinden uzaklaşmalarına neden oluyor, duygusal olarak uzaklaşan çiftler de seksten kaçıyor.

Çiftler arasındaki ilişki televizyonla zedeleniyorsa aslında o ilişki bitmiş midir? Başlangıçta zedeleyici etki yaratır. Televizyon mesafe koydurur. Çok televizyon seyretmek çiftleri birbirinden uzaklaştırır, birbirinden uzaklaşan çiftler zaten kaçmak için televizyonu daha fazla seyretmeye çalışır. Uzaklaşmak için televizyon iyi bir araçtır.

"Yatak odasından televizyonu çıkarın," önerisinde bulunduğunuz çiftler oluyor mu? Bence televizyon asla yatak odasına konmamalı. Ha yabancı birini getirip yatak odasına koymuşsunuz, ha televizyonu! İkisi de ilişkide aynı etkiyi yapar.

Kadınlar televizyonu rakip olarak görüyorsa ne yapmalı?
Televizyon ve internet, kadınları gerçekten dul bırakabilecek konuma getirdi. Olay son noktaya ulaşmadan hemen eşinizle bu durumu konuşun. Ama burada önerim, eve asla ikinci televizyon alınmamasıdır. Bu, çiftleri birbirinden bambaşka uçlara iter, toparlayamayabilirsiniz.

Erkekler, televizyon dizilerinin seks hayatlarını yıprattığını anladığında ne yapmalı?
Birlikte izleyebileceğiniz diziler bulun ve paylaşmaya bakın ama televizyon izleme süresini azaltın. Eşinizle farklı programları izlemeye başladıysanız, ortaklık zarar görür. Bu da direkt cinselliğinize yansır.
Televizyona rağmen aile ilişkileri nasıl sağlamlaştırılır?
Artık televizyon hayatın kaçınılmaz bir parçası, evden çıkartıp atamayız. Onu evin bir bireyi gibi düşünmek lazım, ancak 'bu bireye' karşı önleminizi alın. İlişkinin güçlendiği alanlara, yemek yenilen yere, yatak odasına televizyon sokmayın.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/2/2008 - Sertleşme sorunu hakkında bilinmesi gerekenler

Kategori: CiNSEL BiLGiLER

Sertleşme sorunu hakkında bilinmesi gerekenler

Bunları Biliyor musunuz?

Sertleşme güçlüklerinin görülme oranı 40 yaşın üzerinde artmakla birlikte, sertleşme sorunlarını yaşlanmanın doğrudan bir sonucu olarak düşünmemek gerekir. Sertleşme sorunu görülme sıklığı ve şiddeti, yüksek kan basıncı ve şeker hastalığı gibi yaşa bağlı hastalıkların artması ile ilişkili olabilir.

Sertleşme sorunlarının oluşma riskini azaltmanın belki de en iyi yolu sağlıklı bir yaşam sürdürmektir. Sigara içmek, fazla yağlı gıdalar tüketmek ve aşırı alkol almak, sertleşme sorunlarının görülme olasılığını önemli ölçüde arttıran durumların ortaya çıkmasında rol oynayabilir. Bunlardan kaçınmak riski azaltmak açısından önemlidir.


Sertleşme sorunu ile ilgili endişelenmek durumu şiddetlendirebilir. Eşinizle sorunları açıkça konuşmanız bu endişeyi hafifletmeye yardımcı olabilir.

Sigara, şişmanlık, alkol alışkanlığı veya ilaç kullanımı, normal dolaşım ya da sinirsel işlevleri bozarak sertleşme sorunlarının oluşumuna katkıda bulunabilmektedir.

Türkiye’de 40 yaşın üzerindeki erkeklerin %69’u çeşitli derecelerde sertleşme sorunu yaşamaktadır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/2/2008 - Kadında cinsel ilişkinin gizli takvimi

Kategori: CiNSEL BiLGiLER

Kadında cinsel ilişkinin gizli takvimi


ABD'de yapılan araştırmaya göre, en doğurgan dönemde kurulan cinsel ilişki sayısı yüzde 24 artıyor. Cinsel ilişkinin gizli bir takvimi var. Çocuk doğurmak istemeyen kadınlar bile en doğurgan oldukları altı gün içinde daha fazla cinsel ilişki kuruyor.

Kadınların en doğurgan oldukları dönemde, diğer zamanlara göre daha fazla cinsel ilişkiye girdiği belirlendi. Amerikan Çevre Sağlığı Bilimleri Enstitüsü'nün araştırmasında kadınların doğurgan oldukları dönemde, yüzde 24 oranında daha fazla ilişki kurduğu görüldü.
Araştırmayı yürüten Prof. Allen Wilcox ve ekibi 68 kadını üç ay boyunca izledi. 'Human Reproduction' adlı tıp dergisinde yayımlanan araştırmada, spiralle hamile kalmaktan korunan kadınlar üzerinde yoğunlaşıldı. Çocuk yapma isteği içinde olmadıkları açık olan bu kadınların bile, en doğurgan oldukları altı günde daha fazla cinsel birleşme yaşadığı ortaya çıktı.

'Bir kereden bir şey olmaz' diyenleri uyaran Profesör Wilcox, "Normalde bir kadın hangi gün hamilelik şansının en yüksek olduğunu tam bilemez. Ama araştırmamız, kadınların en çok bugünlerde cinsel ilişkiye meyilli olduğunu gösterdi. Ama bunun ardındaki biyolojik nedenler hakkında çok az şey biliyoruz" dedi.

Birinci ihtimal yumurtlama öncesindeki beş gün ve yumurtlamanın gerçekleştiği gün boyunca kadınların libidosunun da yükselmesi. Diğer ihtimal, kadınların bu hassas dönemde daha fazla feremon (karşı tarafta cinsel istek yaratan özel kokular) üretmesi ya da tüm bu tahminlerin aksine, daha sık cinsel ilişkiye girmenin yumurtlama sürecini de hızlandırması. Araştırmadan çıkan bir başka sonuç da, kadınların ortalama iki haftada iki kez, yani günde 0.29 kez cinsel ilişki kurması. En doğurgan altı gün boyunca ise bu oran günde 0.34'e yükseliyor.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/2/2008 -

Kategori: CiNSEL BiLGiLER

Jinekolojik muayenede sizi neler bekler?



Kadınlar hayatlarının belli dönemlerinde ya bir şikayetleri olduğu için, ya bir konu hakkında bilgi almak için ya da yıllık olağan muayenelerini yaptırmak için Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı"na başvururlar. Daha önce jinekolojik muayene geçirmiş olanlar herhangi bir korku duymak için bir neden olmadığını bildiklerinden rahattırlar. Ancak ilk kez bir jinekoloji muayenesinden geçecek kadınlar haklı olarak korku ve merak duyabilirler. Bu korku yüzünden bir gece öncesinden uykusuz kalan ya da muayene olmayı sürekli erteleyen çok sayıda kadın vardır. Bu yazıyı okuduktan sonra muayene esnasında sizi neleri beklediğini öğrenecek ve daha az tedirginlik duyacaksınız.
Jinekolojik muayenenin sizin sağlığınızı korumak veya var olan bir sorununuza açıklık getirmek açısından önemli bir olay olduğu bilinciyle doktorla konuşur ve aklınıza takılan soruların hepsini rahatça sorarsanız jinekolojik muayeneden üst düzeyde fayda sağlamış olursunuz.
Jinekolojik muayene adet döngüsünün hangi gününde yapılır?
Jinekolojik muayene genellikle adet kanamasının olmadığı bir zamanda gerçekleştirilir. Ancak bazı durumlarda ve özellikle de ağrı, aşırı kanama gibi durumlarda bu kurala uyulamayabilir. Gerekli olan her durumda ve özellikle de acil durumların aydınlatılabilmesi için kanamalı olunan durumlarda da dahil her zaman jinekolojik muayene yapılabilir.
Jinekolojik muayene esnasında doktorunuzun sizden beklediği, sorulara açık ve net cevap vermeniz ve sağlığınızı ilgilendiren ayrıntıları gizlememenizdir. Muayene odasında doktorun elde ettiği bilgiler onun hiç kimseyle ve hatta özel durumlar dışında meslektaşları ile bile paylaşmadığı sırlardır. Bu sırları saklamak her doktor için mesleki bir onurdur. Jinekolojik muayene sorgulama (latince: "anamnez") ile başlar. Bu sorgulamada doktor şu soruların cevaplarını arar:
Genel sorular
Yaş; Bekar mı / Evli mi? (Kaç yıldır evli); Bekarsa erkek arkadaşı olup olmadığı ve cinsel beraberlik olup olmadığı; Kendisi ve eşinin işi, eğitim durumları.
Şu andaki şikayet
Ne zaman başladı?
Herhangi bir doktora bu şikayet nedeniyle başvurdu mu?

Daha önce benzer şikayetleri oldu mu? Ne tedavi gördü?
Gebelik öyküsü
Daha önce kaç doğum yaptı?
Kaçı yaşıyor?
Daha önce düşük ya da erken doğum oldu mu?
Daha önce istenmeyen gebelik nedeniyle ya da normaldışı kanama nedeniyle kürtaj uygulandı mı?
Adet döngüsü ile ilgili sorular
Son adet tarihi? Burada istenen bilgi son görülen adet kanamasının bittiği gün değil, başladığı gündür.
Kaç günde bir adet görüyor? Burada aranan kanamasız geçen günlerin sayısı değil her iki kanamanın başlangıç günleri arası süredir.
Adet kanaması kaç gün sürüyor? Günlük kanama miktarı ne kadar?
Son 8-12 ay içinde görülen adetlerde herhangi bir sorun yaşandı mı? Yani aşırı kanama, adet gecikmesi sonrası kanama ya da ara kanaması, lekelenme gibi problemler yaşandı mı?
Adet öncesindeki bir hafta-10 günlük dönemde herhangi bir rahatsızlık duyuyor mu?
Adet esnasında aşırı ağrı oluyor mu?
Gebelikten korunmayla ilgili sorular
Korunuyor mu?
Hangi yöntemi uyguluyor? Ne zamandan beri? Daha önce farklı bir yöntem uygulandı mı?
Genital sistemin sağlığını değerlendiren diğer sorular
En son jinekolojik değerlendirme ne zaman yapıldı? Herhangi bir hastalık tanısı kondu mu? Ne tedavi uygulandı?
Akıntı, kasık ağrısı, ilişki esnasında ağrı, bel ağrısı, idrarla ilgili problemler, dışkılamayla ilgili problemler var mı?
Genel vücut sağlığıyla ilgili sorular
Daha önce tanısı konmuş bir hastalık var mı? (tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kalp hastalığı, astım, ruh sağlığı sorunu gibi)
Daha önce geçirilen bir ameliyat var mı?(apandisit ameliyatı, bademciklerin alınması, safra kesesinin alınması gibi) Bu ameliyatlarda bir sorun yaşandı mı?
Sürekli kullanılan bir ilaç var mı? (Ağrı kesici gibi)
İlaçlara veya başka maddelere karşı allerji veya aşırı duyarlılık (yan etkiler dahil) var mı?
Diğer sorular
Uyku düzeni, beslenme düzeni nasıl?
Cinsel ilişkiyle ilgili sorun var mı?
Sigara, alkol ya da diğer bağımlılık yapıcı madde kullanma alışkanlığı var mı?
Jinekolojik muayene (pelvis değerlendirmesi)
Sorgulama sonrası doktor pelvik muayeneye geçer. Pelvik muayene mesane boşken yapılır. Siz jinekolojik muayene masasına yatarsınız ve muayene masasının özelliğine göre bacaklarınızı ya da ayak tabanlarınızı masanın özel yerlerine yerleştirmeniz istenir. Hastanın bu şekilde durmasına tıp dilinde "litotomi pozisyonu" adı verilir. Muayenenin ağrısız olabilmesi ve genital sistem hakkında üst düzeyde bilgi edinilebilmesi için karnınızı gevşetmiş ve belinizi masaya tümüyle yaslamış olmanız gerekir. Bunun için gerekirse doktorunuz bir süre bekler. Bu gevşeme gerçekleştiğinde muayene tamamen ağrısız olacaktır.
Pelvik muayene şu şekilde seyreder
Doktorunuz ilk önce karnınızın alt kısmına bakarak burada olan ameliyat izlerini not eder. Daha sonra her iki elini kasık bölgelerine yerleştirerek burada lenf bezi büyümesi olup olmadığını araştırır. Dış genital sistemi (vulva) gözle inceler ve varsa patolojileri saptar. Daha sonra dış dudakları her iki elle aralayarak yukarıdan aşağı klitoris, uretra girişi, kızlık zarı ve artıklarınında varolan patolojileri ve varsa doğum esnasında oluşan hasarları not eder.
Daha sonra bakire değilseniz vajinal spekulum denen alet (metal ya da plastik olabilir) dikkatlice vajinaya yerleştirilir. Bu esnada doktor vajinayı tümüyle inceleme imkanı elde eder. Var olan akıntının niteliği not edilir. Daha sonra spekulum biraz daha derine itilerek rahimağzı gözlenir. Burada erozyon ("yara"), doğuma bağlı yırtık, varsa enfeksiyon belirtileri not edilir. Bu esnada papsmear fırçası rahimağzına yerleştirilerek birkaç kez döndürülür. Böylece rahimağzı içi ile rahimağzı-vajina birleşim yeri arasından hücre numunesi toplanır. Fırça dışarı çıkarılarak özel bir cam üzerine yayılır ve hemen özel bir sprey sıkılarak işleme tabi tutulur. Papsmear için örnek alınması işlemi doktordan doktora değişmek üzere çeşitli yapılarda çubuklar kullanılarak gerçekleşir. Bu işlem her zaman ağrısızdır. Bazı durumlarda numune alınması sonrasında birkaç damla kanamanız olabilir. Doktorunuz aksini söylemediği sürece bu tamamen normal kabul edilir. Pelvik muayene esnasında eğer kanama yoksa papsmear rutin olarak, hiç bir patoloji saptanmasa bile alınır. Muayene esnasında gerekli bazı durumlarda vajinal kültür için numune de alınabilir. Vajinal kültür, ucu pamuklu bir çubuğun vajinanın çeşitli bölgelerine ve rahimağzına değdirilerek bu bölgeden numune alınması işlemidir. Daha sonra spekulum bulunduğu yerden yavaşça çıkarılır. Çıkarma esnasında mesane sarkması (sistosel) veya rektosel (kalınbağırsak sarkması (rektosel) gibi doğumlara bağlı olarak gelişmiş sarkmalar varsa not edilir.
Pelvik muayenenin son aşaması elle yapılan muayenedir
Doktor bir elinin işaret ve orta parmağını vajinaya yerleştirir, diğer elini de karın alt kısmına bastırır. Bu incelemede ilk önce iki el arasında kalan rahimin büyüklüğü, kıvamı, varolan rahime ait kitleler ve rahimin duruş şekli (öne dönük, ters) not edilir. Doktor bu aşamada rahimağzını ileri geri ve yanlara doğru hareket ettirir ve bu hareketin ağrıya yol açıp açmadığını değerlendirir (Bu esnada az miktarda ağrı duyulması normal kabu edilebilirken aşırı ağrı duyulması enfeksiyon ya da dış gebelik habercisi olabilir). Daha sonra doktor sol elini mesane üzerine yerleştirerek bastırma esnasında ağrı olup olmadığını kontrol eder (ağrı olması sistit belirtisi olabilir). Takiben doktor sağ elini ilk önce vajinanın yan duvarına doğru getirerek sağ yumurtalık ve çevresindeki yumuşak dokular hakkında bilgi edinir. Burada muayene esnasında bölgede kitle olup olmadığı kontrol edilir. Bölgede bastırmakla aşırı ağrı olması enfeksiyon habercisi olabilir. Aynı işlem sol yumurtalık bölgesinde de tekrarlanır ve pelvik muayene tamamlanmış olur.
Bazı durumlarda elle muayene işleminde doktor bir parmağını vajinaya diğer parmağını rektum bölgesine yerleştirerek değerlendirme yapar. Rektovajinal değerlendirme adı verilen bu muayene ciddi enfeksiyon veya kanser şüphesinde uygulanan bir incelemedir. Bazı doktorlar ise bu incelemeyi rutin olarak yaparlar.
Bakirelerde muayene
Bakire olan bir kadın jinekolojik muayeneye daha da çekinerek gelir. Hatta bazı kadınlar önceden doktoru ya direkt arayarak, ya da doktora muayene olmuş kişilerden bilgi toplayarak bu doktorun muayene yerine ultrasonografiyle değerlendirme yapıp yapmadığını araştırırlar. Unutmayın: Ultrasonografi bir görüntüleme yöntemidir ve asla elle muayenenin yerini tam olarak tutamaz. Elle muayenede muayene edilen bölgenin ağrıya duyarlı olup olmadığı, kitle varlığı durumunda kitlenin kıvamı ve diğer bazı nitelikleri ultrasonografi incelemesiyle anlaşılamaz.
Bakire bir kadının muayenesinde spekulum muayenesine kadarki aşamalar aynıdır. Spekulum muayenesi aşaması atlanır. Rektal (makattan) çift elle muayene amacıyla sağ işaret parmağı vazelinle kayganlaştırıldıktan sonra rektuma yerleştirilir ve sol el de karın alt kısmına yerleştirilir. Vajinal muayenedeki bilgilerin tümü bu muayenede elde edilir. Bu muayene hafif rahatsızlık verici olmasına karşın çok önemli bilgiler vermesi nedeniyle yapılmasında fayda vardır.

Dr. Kağan Kocatepe http://www.jinekoloji.net/
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/2/2008 - Cinsel Mutluluk Evliliğin Keyif Kaynağı

Kategori: CiNSEL BiLGiLER

Cinsel Mutluluk Evliliğin Keyif Kaynağı


Cinsellik, sadece mutlu bir evliliğin değil hayatın da temel koşullarından biri. Dile getirilmeyen sorunlar evliliği de sarsıyor.

Yatak odasında yaşanan ve çiftlerin birbirini incitmemek adına dile getirmediği sorunlar evliliği sarsacak kadar ciddi. Yaygın görülen sorunların tedavisi çok kolay olmasına rağmen erkeklerin sadece yüzde 1'i çözüm arıyor

Cinsel mutluluk temel öge
Cinsellik, sadece mutlu bir evliliğin değil hayatın da temel koşullarından biri. Ancak Türkiye'de pek çok çift için bu alan sorunlu. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Doğan Şahin'e göre, birçok kişi karşı tarafı hayal kırıklığına uğratan, cinsel haz ve doyum almasını engelleyen sorunlara sahip olmasına rağmen, bu sorunu gidermek için hiçbir şey yapmıyor. Doğan, "Erken boşalma tedavisi çok kolay, başarı oranı çok yüksek ve kısa sürede tedavi edilebilen bir sorun olmasına ve erkeklerin yaklaşık üçte birinde görülmesine karşın, erkeklerin ancak yüzde 1'i, çoğunlukla da eşlerinin ısrarları sonucu tedaviye geliyor" diyerek soruna dikkat çekiyor.

Sizce evlilikte önemli olan nedir?
İnsanlar neden evlenir?
İnsanlar esas olarak bir aile kurmak ve anne-babalarından gördükleri yaşam biçimini hayata geçirmek üzere evlenirler.

Evlilik ya da aşk ilişkisi üç önemli ayak üzerine kuruludur:
• Sevgi, şefkat, bakılma
• Beğenilme, onaylanma, hayranlık
• Arzulanma.

Bu üç özellik birbiriyle etkileşim içindedir ve doyumlu evliliklerde uygun bir denge hali içerir. Bu üç unsurdan sadece biri ya da ikisi söz konusu ise çiftlerin bir arada olmalarını sağlayan bağ olabilir ama tam olarak mutluluk ve doyum veren bir birliktelikten söz edemeyiz. İnsanlar yetişme dönemleri boyunca bir ilişkiyle ilgili iki hususta kanaat oluştururlar. Biri ilişkinin biçimi hakkında. Yani ilişkideki rol dağılımları, karşı taraftan kendisine nasıl davranmasını istedikleri, ikincisi de yaşama tarzları hakkında. Nerede oturacaklar, kimlerle arkadaşlık edecekler, nasıl bir sosyal konumları olacak gibi.
Cinsel mutluluk, bu konularla ilgili olmakla birlikte, kendi başına da çiftin ilişkisi ve mutluluğu üzerinde etkisi olan önemli bir öğedir. Bunların yanında insanların son derece kişisel olan bir yanları da cinsel hayatlarıdır.
Ne sıklıkta birlikte olmak isteyecekleri, nasıl sevişmek istedikleri, ne yapmak ya da yapmamak istedikleri ve kendilerine nelerin yapılıp yapılmamasını istedikleriyle ilgili olarak...

Türkiye'de evli çiftlerin cinselliği nasıl sizce?
Halkımızın cinsel eğitimi açıkça yetersizdir. Erkekler cinsel bilgilerini daha çok akranlarından ve arkadaşlarından, kadınlar ise eşlerinden öğrenmektedir. Ailelerden çocuklukta aktarılan bilgiler cinselliğin günah ve ayıp olduğu yönündedir. Kadınlara aileleri tarafından aktarılan bilgiler, kızlık zarının kutsallığı ve korunmasının ehemmiyeti, cinsel ilişkinin acı verici olduğu ve evlenene kadar erkeklere dikkat edilmesi yönündedir. Cinsellikle ilgili bilgiler yetersiz ve yanlışlarla doludur.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

yok

Kategoriler