13/3/2008 - ŞEYTAN VE DOSTLARI
ŞEYTAN VE DOSTLARI
Bir gün şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çaırmış. Açılış konuşmasında demiş ki: Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz. Kur'an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. Allah ve elçisi ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz. Allah ile bir kere bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor. Dostları demiş ki: Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım? Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarını çalın, böylece Allah ve elçisi ile bağlantı kuramasınlar.. Sizden isteğim budur. Şeytan devam etmiş: Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar. Dostları şaşırmış: Bunu nasıl başaracağız? Şeytan: Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et! Müslümanların kulaklarına şunu fısılda: Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..' Kadınlarını işe girip uzun saatler boyunca çalışmaları için ikna et ! Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saat çalışmalarını ve böylece hayatlarında boşluk kalmaması için planlar yap! Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle! Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefis muhasebesi) dinleyemesinler! Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır. Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları. Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan: Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde, kafe'lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombarıdmanına tut! Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını, junk maillerle, sipariş katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve boş umutlarla doldur! Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar ve hanımlarından hoşlanmasınlar! Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla! Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi veremezlerse,erkekler bu sevgiyi başka yerlerde arayacaklardır! Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et! Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, eğlence parklarına, fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara,konserlere, sinemalara vs götür! Oralarda kavga çıkarıp birbirlerini vurmaları sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-parti dostluklarını ve dedikoduları teşvik et! İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına ezberletmeyi marifet saysınlar! Ancak İslamın şartlarını merak bile etmesinler! Kurnazca plan için dostları şeytanı çılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde oraya buraya koşuşturacaklarına, Allah'a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler. Sence bu plan başarılı mı?
www.herneysem.blogcu.com
bideneme çok tesekur ederiz
by tr
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/2/2008 - CHP grup salonunda türban krizi
| CHP grup salonunda türban krizi |
Türbanlı kadınlar alandan çıkartıldı
05.02.2008 16:36 |
CHP Grup toplantısı başlamadan önce grup salonunda bulunan 4-5 başörtülü kadın, partililer tarafından salondan çıkarıldı.
CHP Grup toplantısı başlamasına kısa bir süre kala grup toplantısının yapıldığı salona 4-5 başörtülü kadın geldi. Grup salonunun arka kısmına giderek yerlerini alan ve Genel Başkan Deniz Baykal'ın konuşma yapmasını bekleyen başörtülü kadınlara, bazı partililer müdahale etti.
Halk eğitim merkezlerinin sorunlarını siyasilere iletmek üzere Meclis'e geldiklerini söyleyen kadınlar, CHP'li gençleri ikna edemedi. Partili gençlerin, söz konusu başörtülü kadınları provokatif eylem yapmaya çalışmakla suçlayıp dışarı çıkmalarını istemesi üzerine kadınlardan birinin, "Biz eyleme gelmedik. Bizim sorunumuz türban değil. Halk eğitim merkezinden geliyoruz. Özlük haklarımızı aramaya geldik. Haklarımızı aramaya geldik" dediği görüldü.
Ancak, buna rağmen partililer, başörtülü kadınların dışarı çıkarılmasında ısrarcı oldu. Partililer, kameraların çekimde olduğunu görünce, kadınların yanına giderek, onların önünde beklemeye başladılar. Bunun üzerine başörtülü kadınlar salondan ayrıldı. |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/2/2008 - Kur'an eşliğinde kafasını ezdiler
| Kur'an eşliğinde kafasını ezdiler |
"Koca şiddetinden" kaçan kadın yarı çıplak soyuldu, çocuklarının önünde linç edildi!
06.02.2008 22:14 |
Irak’ın Musul kentine bağlı Şehan kasabasında, "koca şiddetinden" kaçtığı ve Yezidilere sığındığı için ilçe meydanında linç edilerek yarı çıplak soyulan ve çocukların yanında başına taşlarla vurularak linç edilen sünni Müslüman kadının görüntüleri, insanlıktan nasıl çıkıldığını gözler önüne serdi.
İnsanlıktan çıkmış bir halde ilçe meydanına getirilen ve burada yarı çıplak soyulan kadın, önce alanda toplanan yüzlerce kişinin tekmeleri altında yarı baygın yere düşerken, ardından da taşlarla başı ezilerek öldürüldü.
Görüntülerde bu linç girişimine kimsenin müdahele etmediği, çocukların bile genç kadının başı ezilirken olaya seyirci olduğu gözlendi.
İlçede bulunan Asayişten sorumlu yetkililerin de seyirci kaldığı linç sonrasında, kadının öldüğüne kanaat getirilince alanda toplanan kadın ve erkeklerin zılgıt sesleri ortalıkta yankılandı.
Yezidi Kürtlerin yaşadığı Musul’a bağlı Şehan kasabasında, Muziri aşiretine bağlı müslüman bir kadın eşinin kendisine uyguladığı şiddet yüzünden evden kaçarak Yezidilerin yer aldığı güvenlik güçlerine sığınmıştı.
Kadın burada ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış ve ailesine teslim edilmişti. Serbest bırakılan kadın hakkında ölüm kararı çıkartıldı ve kadın ilçe meydanında linç edildi.
Muziri aşireti, kadının kaçmasında rolü olduğu iddiasıyla 2 Yezidi genç hakkında da ölüm kararı çıkartarak Şehan Kaymakamlığı’na giderek bu iki gencin kendilerine teslim edilmesini istedi. Kaymakamın talebi kabul etmemesi üzerine başlayan olayların neredeyse Yezidi-Müslüman çatışmasına dönüşecekti.
Geçen yıl yaşan bu olayda ilçede bulunan Yezidilere ait birçok iş yeri, araç ve ev kundaklanmış, kutsal mekanları tahrip edilmişti.
Olaylar sonrasında Mesud Barzani ve bir çok kurum, sağduyu çağrısında bulunmuş ve 3 gün süren olayların ardından ilçede gerginlik durdurulmuştu.
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/2/2008 - Türbenin kasasını çaldılar
| Türbenin kasasını çaldılar |
Veli Baba türbesinin önce parmaklıklarını söktüler daha sonra bağışların olduğu kasayı aldılar...
07.02.2008 14:51 |
Pendik’te bulunan Veli Baba türbesine, türbe camındaki demir parmaklığı sökerek giren G.D. (17) ile M.S. (17), içeride bulunan ve vatandaşların bağışlarının toplandığı kasayı alarak kaçtı. Olayın ardından harekete geçen Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro ekipleri, türbe içindeki güvenlik kamerası görüntülerini inceleyerek G.D. (17) ile M.S.’yi (17) yakaladı. Bu arada yakalanan iki kişinin alınan ifadelerinden yola çıkan polis türbedeki hırsızlık olayında gözcülük yaptığı iddia edilen E.S.’yi de (14) gözaltına aldı. Yakalanan üç kişi ile birlikte olayda kullandıkları bir de çalıntı araba ele geçirildi. Üç zanlı, gözaltına alındı.
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/2/2008 - Bahira Manastırı ziyaretçi akınına uğruyor
| Bahira Manastırı ziyaretçi akınına uğruyor |
Hz. Muhammed'in konuk olduğu yer adeta zamanda yolculuk yaptırıyor..
07.02.2008 14:59 |
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s) 12 yaşında amcası Ebu Talip ile birlikte katıldığı kervanla konuk olduğu Bahira Manastır'ı birçok ülkenin yanı sıra özellikle Türkiye'den gelen ziyaretçilerin akınına uğruyor. Türkiye'nin bir çok yerinden gelen konuklar gerçekleştirdikleri Suriye seyahatinde Hz. Muhammed'in (s.a.s) çocuk yaşta şereflendirdiği bu tarihi mekana uğramadan geçemiyor. Yüz yıllar geçmesine rağmen hala dimdik ayakta duran ve Efendimizin ziyaretiyle anlam kazanan manastırı ziyaret eden vatandaşlar Peygamber Efendimizin (s.a.s) konuk olduğu yerde adeta zamanda yolculuk yapıyor.
Suriye'ye çeşitli Tur operatörleri ile seyahat için gelen Türk vatandaşlar bir çok mekanı ziyaretin ardından Efendimizi konuk eden bu manastır'a uğramadan geçemiyor. İstanbul, Mersin, Konya, Gaziantep, Diyarbakır, Hatay gibi Türkiye'nin birçok ilinden gelen konuklar Rahip Bahira Manastırı'nı ziyaret ediyor. Aradan yaklaşık 1425 yıl geçmesine rağmen bu tarihi mekan ilk günkü ihtişamını koruyor. Ziyaretçiler ilk olarak Peygamber Efendimizin (s.a.s) kervanlarının çöktüğü yere 'Mebrak Ennaka' denilen mekana uğruyor. Burada Tur rehberleri bu hadise hakkında detaylı bilgi vererek Bahira'nın kervanı nasıl fark ettiği anlatılıyor. Ardından grup yaklaşık 200 metre ilerdeki manastıra giderek tarihi yapıyı ziyaret ediyor.
Mersin'den turla gelen ziyaretçilerden Ali Kavafoğlu, Şubat tatilini değerlendirmek için Suriye'ye geldiklerini ifade ederek özellikle Rahip Bahira Manastırını görmeden gidemediklerini söyledi. Peygamber Efendimizin (s.a.s) konuk olduğu mekanı kervanın çöktüğü yeri gördüklerini dile getiren Kavafoğlu, duygularını "Rahip Bahira'ın manastırını ziyaret ettik. Hala eski ihtişamı ile ayakta duruyor. Bu ziyaretten fazlasıyla memnun olduk." diye aktardı.
Buşra Tur Müdürü Said Aktürk de Türkiye'den özellikle Suriye'ye çok büyük bir ilgi olduğunu aktarıyor. Peygamber Efendimizin hayatının anlatıldığı tüm kitaplarda bu mekanın anlatıldığına dikkat çeken Aktürk, "Bahsi geçen Rahip Bahira Manastırını bir çok vatandaşımız gelip görmek istiyor. Çeşitli ülkelerden olduğu gibi ülkemizden de insanlar buralara gelip Efendimizin 12 yaşındayken geldiği bu mekandaki hatıraları yaşayıp bu mekanı görme fırsatı oluyor." şeklinde konuşuyor.
RAHİP BAHİRA VE PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.S)
Rahip Bahira Manastırı Suriye'nin başkenti Şam'a 120 kilometre uzaklıktaki tarihi Busra kentinde bulunuyor. Daha önceki dönemlerde Hıristiyanlığın önemli merkezlerinden olan Busra, Büyük Constantinus zamanında 306-337 tarihlerinde piskoposluk merkezi haline getirilmiş. Kent daha sonra Antakya Patrikliğine bağlanarak, Arabistan Başpiskoposluğu'nun merkezi olmuş.
Tarihi Busra şehri, asıl anlam ve önemini ise Hz. Muhammed'in (s.a.s) bu beldeyi şereflendirmesiyle kazanmış. Öksüz ve yetim olan Peygamber Efendimizi, dedesi Abdulmuttalip vefat etmeden önce en güvendiği oğlu olan Ebu Talip'e teslim eder. Ebu Talip de Şam'a düzenlediği bir ziyaret sırasında Peygamber Efendimizi yanına alır.
Allah Resulü'nün (s.a.s) içinde bulunduğu kervan Şam'a 120 km mesafedeki Roma'nın önemli merkezlerinden biri Busra'ya kadar gelir.
Bursa manastırında asıl adı Cercis olan ve engin ilminden dolayı kendisine Buheyra veya Bahira denilen rahip, gelen kervanda bir peygamber olduğunu anlar. Manastırın yüz metre ilerisinde konaklayan kervana haber gönderir ve onları misafir etmek istediğini bildirir.
Yemekte Hz. Muhammed'in son peygamber olduğundan artık iyice emin olan Rahip Bahira, Ebu Talip'e "Bunu (Hz. Muhammed) Şam'a götürme. Yahudi âlimler bunun peygamber olacağını bilirler buna zarar verirler." diye uyarıda bulunur. Bunun üzerine de Ebu Talip, oracıkta kervandaki bütün mallarını satıp gerisin geriye Mekke'ye döner.
Bir rivayete göre de Rahip Bahira, Ebu Talip'e ziyarette bulunmak ve Allah Resulü'nün (s.a.s) son durumunu öğrenmek niyetiyle Mekke'ye gelir. Yahudiler ahir zaman peygamberi olarak Hz. Muhammed'den (s.a.s) şüphelenmekte ve onu takip etmektedirler.
Bahira aslında basit bir mezrada rahiplik yapan sıradan biri değildir. O dönemde Roma İmparatorluğu'nun iki önemli başpiskoposluk merkezi vardır. Biri İstanbul, diğeri Busra. Bahira da iki başpiskopostan biridir.
Yahudiler, son Peygamberi keşfettiklerin dolayı Mekke'de Bahira'yı öldürmek isterler. Amaçları olayı Abdulmuttalip oğullarının üzerine yıkıp Roma'nın öfkesini Haşimoğulları'na üzerine çekerek, Abdulmuttalip oğullarının ortadan kaldırılmasını sağlamaktır.
Yahudiler Ebu Talip'in hançerini çalarlar ve gece yarısı Bahira'ya yatağında uyurken yaralarlar. Öldüğünü sanarak kaçarlar. Bahira henüz ölmemiştir. Bahira, yaralanmasının ardından cinayet Ebu Talip ve hasseten Allah Resulü'nün (s.a.s) başına bela olmasın diye kimselere görünmeden gizlice Mekke'yi terk eder ve Bahira'dan bir daha haber alınamaz. |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/2/2008 - İslam'a saygı kılavuzu
| İslam'a saygı kılavuzu |
"Cihat yanlısı kökten dinciler" ibaresi yerine "haydutlar" kelimesi geliyor...
07.02.2008 15:05 |
Kılavuzda kullanılacak dilin özenle seçilmiş olduğu ifade edilirken kılavuzun amacının terörden söz ederken Müslüman toplumu rahatsız edecek ifadelerden kaçınmak olduğu belirtildi. Kılavuz, "İslami aşırıcılık", "cihat yanlısı kökten dinciler" gibi terimlerin ortadan tümüyle kaldırılmasını öngörüyor. Bunun yerine "şiddet içeren aşırılık", "caniler", "haydutlar" gibi terimlerin tavsiye edildiği kılavuz, İslam ile terörizm arasında herhangi bir bağ kurulmasından özenle kaçınılmasını tavsiye ediyor.
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/2/2008 - İşitme engellilere özel hutbe
| İşitme engellilere özel hutbe |
Engelli vatandaşların ibadetlerini rahat yapabilmeleri için harekete geçildi.
07.02.2008 15:08 |
Hazırlanan proje kapsamında 13 kamu görevlisi işaret dili kursuna tabi tutuldu. Bir görevli de namaz ve hutbeleri işitme engellilere işaret dili ile anlatmak için görevlendirildi. Uygulama ilk olarak Merkez Camii'nde başlatıldı. Namaz öncesi okunan hutbe işaret dili ile engelli vatandaşlara çevrildi. Rize Valisi Kazım Esen ihtiyacı olan engellilerin 155'i aramaları halinde evinden alınarak kendisine yardım yapılacağını ve bu kapsamda belediyelerin 'engelliler için taksi' uygulamasına geçmesi gerektiğini ifade etti. |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/2/2008 - "Korkunun kimseye faydası yok"
| "Korkunun kimseye faydası yok" |
Hz. Muhammed'den hayata ışık tutan sözler...
08.02.2008 09:58 |
Sizin için Peygamberimiz'in sözlerini tarayarak hayatımıza rehber olabilecek prensipler çıkardık. İşte size En Doğru Sözlü'nün ağzından çıkan, hayatımıza yön verebilecek sünnetler.Peygamberler Sultanı, yolda insanlara zarar verme ihtimali olan bir cismi kaldırmayı imanın belirtisi olarak görüyordu. Allah Resulü, yemekten önce ellerini, yemekten sonra hem ellerini hem de ağzını yıkardı. Efendimiz, yemeğe besmeleyle başlar, kendi önüne gelen yerden yer ve sonunda verdiği bütün nimetler için Allah'a şükrünü ifade etmek üzere "Elhamdülillah" derdi. Allah Resulü, vefat etmiş insanların hep hayırla yad edilmesini tavsiye ederlerdi. Peygamberimiz, insanlara hediyeler verir, onların hediyelerini kabul eder ve hediyelerine ya aynıyla veya çok daha iyisiyle karşılık verirdi. Peygamber Efendimiz tane tane konuşurdu. İyice kavransın diye önemli meseleleri üç defa tekrar ederdi.
İNSANLARA ŞAKA YAPARDI
Efendimiz, insanlara şaka yapardı. Ancak şakalarında asla yalan olmaz, gerçeğin farklı tonda bir parıltısı görülürdü. Allah Resulü, bir hak zayi olmadıkça halim- selim bir insandı. O'ndan asla kötü söz, kaba ifade ve hakaret duyulmamıştır. Efendimiz, beden, elbise, yiyecek, giyecek, ev ve sokak temizliğinin yanında kalb ve ruh temizliğine de önem verirdi. Bu iki temizliği ifade etmek üzere, "Temizlik imanın yarısıdır" ve "Müslüman elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin olduğu insandır." buyurmuştu.
EMEĞİN KARŞILIĞINI VERİRDİ
İnsanlara emeklerinin karşılığını hemen verirdi. Bunu ahlak olarak Müslümanlara da tavsiye ederdi: "İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz." Peygamberimiz, sık sık çarşıya ve pazara çıkıp dükkanlara uğrardı. Esnafa tartıyı nasıl yapacaklarını gösterir ve dürüst olmalarını tavsiye ederdi. Allah Resulü, komşu haklarına karşı son derece dikkatliydi. "Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir" buyurarak komşuluk ilişkilerinde sınırı çok ileriye koymuştu.
EVLENECEKLERE YARDIM EDERDİ
Efendimiz, evleneceklere imkanları ölçüsünde yardım ederdi. İyi insanlarla evlenme hususunda teşvikleri ve arabuluculukları vardı. O, devrinde de daha sonra da seviyesi yakalanamayan bir adalet zirvesiydi. Adalette sembol haline gelen Hz. Ömer, adaleti O'ndan öğrenmişti.
Efendimiz, tevazuda da zirveyi temsil ediyordu. Karşısında titreyen bir adama, "Korkma! Ben kral değilim. Kureyş'ten kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum." demişti. Hayvanlara merhametli davranır; onlara eziyet edilmemesini, fazla yük yüklenilmemesini ve iyi bakılmasını emrederdi. Allah Resulü, dünya ve ahiret adına bir faydası olmayan boş sözlerden kaçınırdı. Bu konuda, "Faydasız şeyleri terk etmesi, bir kişinin Müslümanlığının güzel olmasındandır." buyurmuştu.
KARNI ACIKMADAN YEMEZDİ
O, acıkmadan yemez, karnı tam doymadan da yemekten kalkardı. "Karnınız iyice acıkmadan yemeğe oturmayın; tam doymadan da kalkın" ifadesi, O'nun bu konuda tüm insanlığa yol gösteren bir beyanıdır. Gönüllerin Efendisi, insanların toplu bulunduğu yerlere ve mescidlere güzel kokular kullanarak giderdi.
Bunu insanlara da tavsiye eden Allah Resulü, "Soğan ve sarımsak yiyen insanlar, bu kokuları kaybolmadan mescidimize gelmesin" buyuruyordu. Sevgili Peygamberimiz, insanlar arasında, renk, dil, soy-sop, zenginlik ve yoksulluk gibi sebeplerden dolayı ayırımcılık yapmazdı. Bu konuda bize yol gösteren ifadesi şu şekildedir: "Ey insanlar! İyi biliniz ki Rabbiniz birdir; atanız da birdir (Bütün insanlar Adem'den; o da topraktandır). Arab'ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arab'a; beyazın siyaha, siyahın da beyaza Allah korkusu ve sevgisi dışında hiçbir üstünlüğü yoktur."
YAŞLANMAKTAN KORKUYORUM
Çankırı'dan yazan "Dertli" rumuzlu okurumuzun sorusu şöyle: "35 yaşındayım ancak yaşlanmaktan çok korkuyorum. Allah'a ve ahirete inanıyorum ama her an bu korkuyla yaşıyorum. Ne tavsiye edersiniz? " Hepimiz zaman zaman geleceğimiz, sağlığımız, yaşlılığımız ve ölümümüzle ilgili düşüncelere dalıp belirli ölçülerde endişeler yaşarız. Bu, bir dereceye kadar normaldir.
Ancak bu endişelerin karamsarlık, panik atak şeklinde karşımıza çıkıp hayatımızı etkileyen psikolojik bir rahatsızlık haline dönüşmesine izin vermemeliyiz. Aksi takdirde bu durumda bir teşhisle uzman yardımı gerekebilir... Aslında meseleyi sebepler planında ele alacak olursak, yaşlanmaktan endişe etmemeliyiz. Ama henüz yaşlanmadan bizi ölüme götürecek suiistimal, kuralsız yaşam, hızlı hayat, hastalık vb. durumlara karşı uyanık olmalıyız. Mümkün mertebe geç yaşlanıp, sağlıklı ve uzun bir yaşlılık geçirmek için henüz gençliğimizde tedbirlerimizi alıp, yeme-içme, stres, sigara-alkol, tıbbi periyodik kontroller, uyku düzeni, vitaminler vs. vs. konularına azami dikkat gösterebiliriz...
KORKUNUN FAYDASI YOK
Şunu unutmayın: "Güneşi göremedim diye sürekli ağlayanlar yıldızları da fark edemezler"... Biraz değiştirecek olursak; sabah güneş doğar, eğer siz, "Bu güneş akşam batacak.. tüh, vah!" diye akşama dek odanıza kapanır ağlarsanız güneşten istifade edemez, üstelik ay ve yıldızların da ışıltısını kaçırırsınız...
Korkunun ecele dahi faydası olmadığına göre ihtiyarlığa hiç faydası olmaz. O halde madem gençlik gidecek, âh ile vâh ile, suiistimal ve korku ile değil en iyi şekilde değerlendirerek geçmeli... Her yaşın ve her çağın kendine has ayrı bir güzelliği var... Doyasıya, dolu dolu ve meyvedar bir şekilde yaşamalı, kısacası neciyiz, nereden geldik ve nereye gidiyoruz'un bilincinde olmalıyız...
EZANI DİNLEMEYİ İHMAL ETMEYELİM
Şükürler olsun ki günde beş vakit camilerimizde ezanımız okunuyor. Ezansızlığın ne demek olduğunu yurt dışında yaşayanlar daha iyi takdir ediyorlar. Güzel bir ezan dinlemek kişiye derin huzur verir. İsterseniz bugün fiili bir şükür adına ezan okunduğunda onu baştan sona dinleyelim. Arkasından da ezan duasını okuyalım..
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/2/2008 - Ne kadar dindarız?
| Ne kadar dindarız? |
Türkiye için din ne kadar önemli? En istenmeyen komşu kim? Öğrenmek için tıklayın...
08.02.2008 10:17 |
Bahçeşehir Üniversitesi'nin araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de halkın yüzde 83'ü kendini ‘dindar’ olarak tanımlıyor.Dinin önemli olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 92.Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik Araştırmalar Merkezi'nin (BEKAM) yaptığı "Toplum, Parlamento ve Medya" araştırması Türk toplumunun kültürel değerler haritasını gözler önüne serdi. Prof. Dr. Yılmaz Esmer tarafından açıklanan araştırmada, 148'i milletvekili olmak üzere toplam 374 kişiyle görüşüldü.
2007'nin ilk yarısında yapılan araştırmada 23 ulusal gazete ve 14 televizyon mercek altına alındı. Araştırma, Türkiye'de kendini dindar olarak tanımlayanların oranının yüzde 82, dinin önemli olduğunu düşünenlerin oranının ise yüzde 92 olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmanın ortaya koyduğu en önemli gerçek ise dinin Türk halkının hayatındaki öneminin 1996 yılından beri değişmediği oldu. 2000 yılında yüzde 84 olan dindarlık, 2007'ye gelindiğinde yüzde 1 geriledi.
TSK YİNE EN GÜVENİLİR
Güvenilir kurumlar sıralamasında ordu birinciliği yine bırakmadı. Türk halkının gözünde en güvenilir kurum yüzde 74'le yine Türk Silahlı Kuvvetleri olurken hükümete olan güven yüzde 27'yi buldu. Siyasi partiler, işçi sendikaları, televizyonlar ve Birleşmiş Milletler ise güvenilmeyen kurumlar arasında yer alıyor. Güven konusunda gözlenen en çarpıcı gelişme gelişme 2007'de halkın parlamentoya ve siyasi partilere duyduğu güvendeki artış.
Halkın önümüzdeki 10 yılda en önemli hedef olarak gördüğü konunun asayiş ve güvenlik olduğunu ortaya çıkaran araştırmaya katılanların yüzde 77'si Türk olmaktan son derece gurur duyduğunu dile getiriyor. Gerektiğinde ülkesi için savaşmaya hazır olduğunu ifade edenlerin oranı ise yüzde 97. Bu oran 1996'da yüzde 92'ydi.
EVİN REİSİ ERKEK
Araştırmaya göre, Türk halkı kadın ve erkek eşitliği konusunda Batılı ülkelerden farklı düşünüyor. Halkın yüzde 75'i erkeğin evin reisi olması gerektiğini düşünürken, yüzde 1'i erkeğin çok eşli olabileceği görüşünü savunuyor. Yüzde 65'i kadının kocasına itaat etmesi gerektiğini düşünürken, yüzde 20'si ise "kadının bazen kocasından dayağı hak edebilir" düşüncesine sahip.
Üniversite eğitiminin kız çocuğundan ziyade erkek çocuğu için gerekli olduğunu düşünenlerin oranı 2000 yılındaki orana göre yüzde 10 artarak yüzde 80'i buldu. Ev kadını olmanın para kazanmak ya da çalışmak kadar tatmin edeci olduğu görüşünde birleşenlerin oranı ise yüzde 78.
GENEL SEÇMEN KİTLESİ EN SAĞDA
Araştırma, genel seçmen kitlesinin ortalama olarak hem parlamentodan, hem de medyadan daha sağda yer aldığını ortaya koyuyor. En solda ise medya elitleri yer alıyor. 22 Temmuz seçimlerinden önce görev yapan AK Partili milletvekillerinin seçmenlerini biraz daha solda, CHP'li milletvekillerinin ise daha biraz sağda tahmin ediyor. Ülkenin gerçekte ne kadar demokratik yönetildiği konusunda en karamsar grup medya elitleri. Genel seçmen kitlesi içerisinde demokratik bir siyasal yönetime sahip olmanın 'çok iyi bir şey' olduğunu söyleyenlerin yüzde 22'si, 'ordunun ülkeyi yönetmesinin de iyi bir şey olduğu' kanısında.
EŞCİNSEL KOMŞU İSTENMİYOR
Marjinal gruplara karşı hoşgörünün düşük olduğu Türkiye'de, komşu olarak istenmeyenlerin başında yüzde 88 ile eşcinseller geliyor. Onu yüzde 78'le AIDS hastaları ve yüzde 65'le de nikahsız çiftler izliyor. Araştırama, Türk halkının vatandaşlık konusunda çağdaş değerlerle uyuştuğunu ortaya koyarken, yabancıların Türk vatandaşı olmalarında ülkenin yasalarına uyması ve milletin değerlerini kabul etmesinin en önemli kriter olarak gördüğü anlaşıldı. Türk halkı, etnik çeşitliliği ülkenin bütünlüğünü bozmaktan ziyade Türkiye'de yaşamı zenginleştirdiği görüşünde birleşti.
MUTLUYUM, MUTLSUN, MUTLU
2001 krizinden sonra en göze çarpan bulgulardan bir tanesi, bireylerin genel mutluluk ve hayattan tatmin düzeylerinde gözlenen keskin düşüştü. BEKAM’ın araştırmasına göre 2001 yılında yüzde 41 olan mutsuzların oranı, 2007'de yüzde 13'e düştü. Hanelerin maddi tatmin düzeyi de 1990 yılından bu yana ölçülen en yüksek değerinde. Aktif siyasal katılım, özgürlükler, demokratik değerler, tolerans gibi alanlarda gerileme söz konusu. “Ben kesinlikle toplu dilekçe imzalamam” diyenlerin oranı son 6 yılda yüzde 8 artarak yüzde 53’e ulaştı.
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/2/2008 - Bilimsel olarak kıble bulma yöntemi
| Bilimsel olarak kıble bulma yöntemi |
Diyanet İşleri Başkanlığı internet sitesinde anlattı...
08.02.2008 11:19 |
Diyanet işleri Başkanlığı, kıble bulma yöntemlerine bir yenisini ekledi
Vatan Gazetesi'nin haberine göre internet sitesinde, kıblenin belirlenebilmesi için pusula kullanıldığını anlatan Başkanlık, sadece pusulanın kıble bulmada sağlıklı bir yöntem olmadığını, bu nedenle iletki ve cetvel yardımı da gerektiğini bildirdi.
Başkanlığın yeni kıble bulma yöntemi şöyle: "Bir dosya kağıdının ortasına, yukarıdan aşağıya doğru dik bir çizgi çiziniz. Çizginin ortasını işaretleyiniz. Bulunduğunuz yerin kıble açısını kağıdınıza çizdiğiniz dik çizgide bulunan orta noktayı esas alarak iletki ile (saat ibresi dönüş yönünde) kağıdın üzerine işaretleyiniz. İşaretlenen bu nokta ile çizginin ortasındaki noktayı birleştiriniz. Kağıdın üzerine koyduğunuz pusulanın ibresinin boyalı (K) ve boyasız (G) doğrultusu, kağıdınıza çizdiğiniz K-G doğrultusuna paralel gelinceye kadar kağıdınızı sağa sola çeviriniz. Kağıdınıza çizdiğiniz dik çizginin ortasındaki noktayı, iletki ile işaretlediğiniz noktayla birleştiren doğru, bulunduğunuz yerin kıble istikametidir. Pusulayı kullanacağınız yerde pusulayı saptırıcı yüksek gerilim, demir cinsi eşya ve elektronik aletler bulunmamalıdır." |
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
yok
Kategoriler
|